Herkese merhaba !
Çok farklı bir kitap okudum. Bu farklılık iyi mi yoksa kötü mü onu birazdan bahsedeceğim yorumlarımdan anlayabilirsiniz.
Kitap birbirleriyle bağlantılı birçok hikayeden oluşuyor. Yazarın deyimiyle " her şey ilk öyküyü yazmamla başladı. Bir süre sonra yazmak için masaya oturdugumda kahramanların çocukluklarıyla karşılaştım" dili oldukça güzel olmasına rağmen bana ayrı ayrı öykülerden ziyade karışık ve eksik yazılmış kısa bir roman gibi geldi. Çoğu bölümde kim hangisi anlayamadım. Sonundaki mektup kimden kime , hikayeyle ne ilgisi var anlamlandıramadım. Bir saatte yakın bir sürede bir solukta okunabilecek bir kitap ama bana fazlasıyla eksik ve detaysiz yazılar bütünü gibi geldi.
Bir mektup düşünün ki 60 sayfaya yakın ve okurken asla sıkılmıyorsunuz. Aksine kadının hissettiklerini öyle güzel anlıyorsunuz ki ! Tabii bunun yanında mektubun yazıldığı adama kızmayı da ihmal etmiyorsunuz. Kadın adamın analizini henüz çocukken bile öyle güzel yapmış ki daha sonra yaşanılanlara karar verirken bunlara istinaden davrandığını okuyoruz. Bence o karakterde bir adama olanı anlatmamak doğru bir tercih ama yine o karakterde bir adamın bazı şeyleri kendiliğinden anlamasını beklemek bence boşa bir çabaydı. Satranç kitabında olduğu gibi kusursuz bir dil ve oldukça akıcı bir hikayeydi.
Kitaptan bazı alıntılar:
"Çünkü daracık hayatları olanlar , kapılarının önüne gelen her yeni karşısında meraka kapılırlar."
"Sen benim için her şeydin , bütün hayatımdın. Benim için her şey, ancak seninle bağıntılı olduğu ölçüde vardı, hayatımdakilerin hepsi ancak seninle bağlantılı olduğu ölçüde anlamlıydı"
Herkese merhaba ! Bir can yayınları kitabıyla daha karşınızdayım.
Öncelikle benim kitabım hatalı olduğu için iç sayfalarının yani normalde dolu olması gereken ona yakın sayfa boştu. Bunun bir şey eksilttigini ise pek düşünmüyorum. Kitap babasını kaybeden bir adam tarafından yazılıyor . Adam babasının mezarının bir sanatçının mezariyla yan yana olduğunu fark ettiğinde bu sanatçıyı araştırmaya ailesiyle ve tanidiklariyla görüşmeye başlıyor. Sanatçılardan pek hoşlanmayan babasıyla bir sanatçının neler konuşabileceği üzerine bir kitap yazıyor. Yani bu okuduğumuz kitapta hem yazarın ailelerle görüşme sürecini hemde yazdığı bu konuşmayı okuyoruz. Mezarları yan yana olan iki adamı konuşturma fikri güzel. kullanılan dilde aslında gayet anlaşılır. Ancak kitapta yazarın babasından çok diğer mezar sahibinin hayatını okuyoruz. Ayrıca okunulan hayatlar sürükleyici yada olaylarla dolu degil
Kitaptan bazı alıntılar:
"İnsan çocuklarının , anne -babasının yerini tutmadığını fark ediyor. Onlarla aynı şeyler konuşulmuyor. İnsan evlatlarının karşısında güçsüzlüğünü gösteremiyor ve avutulmayı bekleyemiyor."
Öncelikle hikaye anlatım olarak Stefan Zweig in satranç kitabına benziyor. Hikayeye aynı o şekilde tanıklık ediyorsunuz. Elbette sürükleyicilik olarak onunla kıyas yapılması mümkün değil. Kitap ismini Beethoven dan alıyor. Hikayeyle olan bağlantısını kitapta okuyorsunuz. Kısaca bir adamın karısını öldürme hikayesi diyebiliriz. Adamın duygusu güzel verilmiş ama olaydan ziyade evlilik ve cinsellik konularında düşünceler daha ön planda. Ben kadın cinayetlerinin bu kadar çok olduğu ülkemizde bu kitabı yanlış anlayacak çok fazla zihniyetin olduğunu düşündüğüm için maalesef bu kitabın Türkiye'de okunmasını istemem.
Kitaptan bazı alıntılar:
"Birbirlerini sevmeyen insanları evlendirip sonrada geçinemeyişlerine şaşırıyorlar. Sahibinin keyfine göre çiftleşmek ancak hayvanlar da olur ; insanların kendilerine göre arzuları , sevgileri vardır"
"Peki ama neden ? Bir amacımız yokken , yalnızca bize verilmiş yaşamı tüketmek için yaşamaya değmez. Böyle olduktan sonra bütün o Schopenhauer ' lara , Hartmannlara , Budistlere hak vermek gerek : amaç kalmayınca hayatın da bitmesi gerekir"
"Hatalı hayat yaşayan insanlar , durumlarının kötülüğünü görmemek için gözlerini yumarlar. Bu hem kurtuluşu hem de mahvoluşu olur onların"
Herkese selam !
Mükemmel bir kitap okuduğum için çok mutluyum.
Öncelikle okumak için kendime birkaç gün seçtiğim için hızlıca okudum , kitabın kendisi de bu konuda bana çok yardımcı oldu. Beyazların ve siyahların birbirinden bu kadar keskin ayrıldığı hikayede anlatım onları oyle güzel birleştirmiş ki !
Anlatım gayet yalın olduğu halde anlatılanlar sizi gerçekten etkileyecektir. İki siyahi ve bir beyaz kadının bir amaç için cesurca bir araya gelmesi ve onların hayatları onlarin bakış açısıyla anlatılıyor. Hikayede beni etkileyen, akışın içinde o kadar çok sey yazılmış ki üzerini çizmeye kalksam bütün bir hikayeyi çizmem gerekebilir. Sevmediğim tek şey tek bir sayfada iki ayrı gün anlatılırken bunun bir birinin devamı gibi bir sayfa düzeni şeklinde düzenlenmesi. Örneğin biri odaya giriyor sizin onun orada ne için bulunduğunu düşünürken aslında siz bir sonraki günü okuyorsunuz ama bunu fark etmeniz birkaç satır alıyor.
Kitaptan bazı alıntılar:
"Beyaz insanlarla aynı tezgahtan yemek umrumda değil. Umrumda olan tek şey , önümüzdeki on yıl içinde beyaz bir bayanın çocuklarımı kirli olmakla itham etmesi veya gümüş çalmakla suçlaması."
" Ben bu tarz bir hayata uygun değilim. On iki kişilik bir yemek masasına ihtiyacım yok. Yalvarsam bile on iki kişi buraya gelmez"
Herkese merhaba !
Bu kitap küçük kitap okuma kulübümüz için arkadaşımın seçtiği kitap. Hakkında ufak bir bilgim bile yoktu. Kitabın içeriğine bu kitabı satan bütün İnternet sitelerinden bakabilirsiniz. Yorumuma gelirsek;
Öncelikle şunu söylemeliyim ki kitabın dili fazlasıyla süslü. Böyle bir hikaye bu dile uygun mu emin değilim. Benzetmeler ve söz sanatları o kadar çok ki bu kitabı okurken insanı yoruyor. Kitabın ismi neden bakire anlamış değilim bu kitapla onun ne alakası var onu da anlayamadım. Yersiz bir fazlalıkla cinsellik ve bakire kelimeleri kullanılmış ama hikayeyle bağlantılı olduklarını düşünmüyorum. Hikayenin sadece sonunu beğendim onun dışında okuması zor fazlaca atlanılmış bir hikayeydi. Bir de kızın saf duygularla birinden hoşlanması bütün hikaye boyunca verildiği halde adamın evli ve 5 çocuklu olmasıyla ilgili neden tek bir cümle dahi konulmadı. Tek engel adamın çingene oluşumuydu gerçekten ?
Kitaptan bazı alıntılar:
"Bir tutukevi parmaklığını parçalamak , yaşamın keşfedilmemiş kapılarını açmaktan çok daha kolaydır"







