Kısa bir hikâye yorumuyla geldim. Bu okuduğum ilk Yaşar Kemal kitabıydı. Anlatım dili olarak daha önce böyle bir kitap okumadım. Hoşuma gitti mi derseniz inanın bilmiyorum.
Hikâye makinelesmenin mevsimlik işçiler üzerindeki etkisini ele alıyor. Onların kendilerine iş bulmaları yeri gelince aşağılanmalarını ele alıyor.
Kitabın sonu ise benim için bir hayal kırıklığıydı. Her şey yarım kalmış , sanki devam etmesi gerekiyormuş ama bırakılmış gibiydi. Bir çok karaktere ne olduğunu çok merak ederek kapattım son kapağı . Umarım ölmemiştir ya diyordum en son bir karakter için ...
Herkese merhaba !
Uzun zamandır bekleyen ama benim nedense okunmadığım bir kitap sol ayağım
İkinci kitabının olduğunu bildiğim halde nedense bir türlü okumadım. Pişman mıyım ? Evet !
Anlatımı oldukça güzel her şey bölümlere ayrılmış ki bu okumayı epey kolaylaştırıyor. Engelli bir insanın hissettiklerini okumak inanılmaz güzel bir his. İnsanların davranışları ve bakışları karşısında neler hissettiğini gerçekten anlıyorsunuz ve bu toplumsal bir bilinç oluşturacak şekilde herkese okutulmalı diye düşünüyorum. Son birkaç sayfaya kadar birçok arkadaşım "ben okurken ağladım" dese de ağlayacağımı düşünmüyordum ama bu dediğim gibi son birkaç sayfaya kadardı 🤷
Kitap düşündüğünüz gibi çektiğim acılar düşüncesiyle değilde annesinin sevgisi ve inancı sayesinde şimdiye kadar olan gelişimini sırayla anlatmasından oluşuyor bence bu kitabı bu kadar güzel yapanda bu kısım.
Ayrıca okuyanlar için ; bencede ayakta alkışlanmalı !
Herkese Merhaba !
Biraz hüzünlü biraz da mutlu bir yazıyla karşınızdayım. 2019 yılındayız ve temmuz ayına sayılı günler kaldı. Dizinin takipçileri bilirler ki her yılın temmuz ayında bir orange is the new black yeni sezonu yayınlanır. Bu yıl ise dizinin 7. sezonu yayınlanacak.
Bu yazıyı hüzünlü yapan kısım ise 7. sezonun final sezonu olacak olması. Diziyi bilmeyenler için özetleyecek olursam Chapman karakterinin ki üstteki fotoğrafta baş karakterin kim olduğunu anlamak zor değil hapishaneye girmesiyle değişen hayatını ve hapishanedeki kadınların , onların yaşamını ele alan konusuyla 6 yıldır netflix'in iyi izlenen dizileri arasında yer alıyor.Orange is the new black'in instagram adresini takip edenler oradaki fotoğrafları görmüşlerdir. Biliyorsunuz ki 6. sezon inanılmaz bir şekilde sezon finali yapmıştı haliyle hepimiz 7. sezonun nasıl olacağını inanılmaz merak ediyoruz. Spoiler sayılır mı bilmiyorum ama gördüğüm fotoğraflara bakarak Chapman'ın dışarıda yani gerçek hayatta sahnelerini göreceğimizi söyleyebilirim. Bu çıkış kalıcı mı olur yoksa Alex gibi geri döner mi bilemiyorum . Bunu hepimiz 27 temmuz da göreceğiz !
Biraz hüzünlü biraz da mutlu bir yazıyla karşınızdayım. 2019 yılındayız ve temmuz ayına sayılı günler kaldı. Dizinin takipçileri bilirler ki her yılın temmuz ayında bir orange is the new black yeni sezonu yayınlanır. Bu yıl ise dizinin 7. sezonu yayınlanacak.
Bu yazıyı hüzünlü yapan kısım ise 7. sezonun final sezonu olacak olması. Diziyi bilmeyenler için özetleyecek olursam Chapman karakterinin ki üstteki fotoğrafta baş karakterin kim olduğunu anlamak zor değil hapishaneye girmesiyle değişen hayatını ve hapishanedeki kadınların , onların yaşamını ele alan konusuyla 6 yıldır netflix'in iyi izlenen dizileri arasında yer alıyor.Orange is the new black'in instagram adresini takip edenler oradaki fotoğrafları görmüşlerdir. Biliyorsunuz ki 6. sezon inanılmaz bir şekilde sezon finali yapmıştı haliyle hepimiz 7. sezonun nasıl olacağını inanılmaz merak ediyoruz. Spoiler sayılır mı bilmiyorum ama gördüğüm fotoğraflara bakarak Chapman'ın dışarıda yani gerçek hayatta sahnelerini göreceğimizi söyleyebilirim. Bu çıkış kalıcı mı olur yoksa Alex gibi geri döner mi bilemiyorum . Bunu hepimiz 27 temmuz da göreceğiz !
Hepimizin bildiği , okumakta epey geç kaldığım bir Türk klasiği "İntibah"
Öncelikle ilk belirtmek istediğim ,bir klasiğe göre inanılmaz güzel bir dilinin olması. Okuması çok kolay , oldukça açık ve anlaşılır. Türk klasiklerine epey ön yargılı yaklaşsam da sanırım sevmeye başladım diyebilirim.
Konusuna gelirsek ; iyi yetişmiş Ali Bey'in, uygunsuz bir kadın olan Mahpeyker'e aşık olması ve bu aşkın Ali Bey'e maddi ve manevi olarak yıkım şeklinde sonuçlanması anlatılıyor. Mahpeyker'den uzak durması için eve alınan cariye ise Dilaşup. Olay bu üç kişinin etrafında geçiyor.
Sonu oldukça yeşilçam filmlerini andırsa da gayet güzel bir kitaptı diyebilirim. Tek sevmediğim kısmı ise ; bir karakterin kitabın en başında kötü bir şekilde verilmesi ve doğal olarak kitabın sonunda "kötüler kaybeder" mottosuyla en ağır yenilgiyi alması ve bu kitapta da bunu gördüm. Yazara nispeten ben kitap karakterlerinin ,karakterleri hakkında hiç yazıldığı gibi düşünmedim.
Roman akıcı bir anlatıma sahiptir. Yaşanan olaylar karşısında soğukkanlılığını koruyamayan, pek düşünmeden ani kararlar veren delikanlı, hem kendisinin hem de sevdiklerinin hayatını mahvedecektir. "Son pişmanlık fayda etmez" şeklinde özetlenebilecek olan olaylar dizisi, dönemin yaşam tarzı, alışkanlıkları ve artık günümüzde geçerliliği kalmamış sosyal düzen içerisinde anlatılır. Uyanış anlamına gelen İntibah, gerek yazıldığı dönemle, gerek dönemin edebiyat anlayışıyla ilgili fikirler vermesi bakımından önemlidir.
(Tanıtım Bülteninden)
Tanıtım bülteni kaynak : dr.com
Öncelikle ilk belirtmek istediğim ,bir klasiğe göre inanılmaz güzel bir dilinin olması. Okuması çok kolay , oldukça açık ve anlaşılır. Türk klasiklerine epey ön yargılı yaklaşsam da sanırım sevmeye başladım diyebilirim.
Konusuna gelirsek ; iyi yetişmiş Ali Bey'in, uygunsuz bir kadın olan Mahpeyker'e aşık olması ve bu aşkın Ali Bey'e maddi ve manevi olarak yıkım şeklinde sonuçlanması anlatılıyor. Mahpeyker'den uzak durması için eve alınan cariye ise Dilaşup. Olay bu üç kişinin etrafında geçiyor.
Sonu oldukça yeşilçam filmlerini andırsa da gayet güzel bir kitaptı diyebilirim. Tek sevmediğim kısmı ise ; bir karakterin kitabın en başında kötü bir şekilde verilmesi ve doğal olarak kitabın sonunda "kötüler kaybeder" mottosuyla en ağır yenilgiyi alması ve bu kitapta da bunu gördüm. Yazara nispeten ben kitap karakterlerinin ,karakterleri hakkında hiç yazıldığı gibi düşünmedim.
Roman akıcı bir anlatıma sahiptir. Yaşanan olaylar karşısında soğukkanlılığını koruyamayan, pek düşünmeden ani kararlar veren delikanlı, hem kendisinin hem de sevdiklerinin hayatını mahvedecektir. "Son pişmanlık fayda etmez" şeklinde özetlenebilecek olan olaylar dizisi, dönemin yaşam tarzı, alışkanlıkları ve artık günümüzde geçerliliği kalmamış sosyal düzen içerisinde anlatılır. Uyanış anlamına gelen İntibah, gerek yazıldığı dönemle, gerek dönemin edebiyat anlayışıyla ilgili fikirler vermesi bakımından önemlidir.
(Tanıtım Bülteninden)
Tanıtım bülteni kaynak : dr.com
Herkese yeniden merhaba !
Adını duymadığımız bir kitapla nihayet buradayım. Güney Dal - Kılları Yolunmuş Maymun.
Kendisi migros'un kitap reyonunda karşıma çıktı ve arka kapak yazısı beni inanılmaz çektiğinden kitabı alıp okumak istedim. Kitap elimde uzunca bir süre süründü desem sanırım yalan olmaz çünkü beklentimin- özellikle kitabın yaklaşık dörtte üçü- epey altında olan bir kitaptı.
Kitabın iki bölümü olduğunu söyleyebilirim sanırım. (Bunun spoiler olmayacağını umuyorum) İlk bölümden ziyade son bölüm oldukça edebi , akıcı ve nispeten sürükleyiciydi diyebilirim. Tabii bu olay örgüsünün yoğun olduğu bir kitap değil. Daha çok durumlarla ilerliyor o yüzden sürükleyici kısmının oldukça göreceli olduğunu söylemek isterim.
Kısa bölümlerden oluşması oldukça güzel ayrıca her bölümün iki sayısı var ve kitabın başında verilen sıralamayla okuyarak kitabı 2. ve 3. roman şeklinde de okuyabileceğiniz yazıyor. Sen okudun mu derseniz , ben okumak için bir sebep bulamadım.
Bu aşamada anlayabilmeniz için öncelikle aşağıdaki arka kapağı okumanızda yarar var. Çünkü kitabın konusu aslında arka kapakta yazılandan ibaret. Almanya'da yaşayan bir türk ailesinin yaşantısı , ve baş kahramanımızın duvar gazetesi çıkarma öyküsü anlatılıyor. Bir başı veya sonu yok. Anlamlandıramadığım kitaplardan biriydi. Deneme yazılarına benzeyen düşünce içeren çok fazla kısım vardı ki bu tarz yazıları tehlikeli buluyorum. Gündemde olmuş ya da olan konular hakkında net bir fikir vermek , fikrine uymayan birinin kitabı o an bırakmasına sebep olabilir. Keza kitabın baş karakterini hiç sevmediğimi , inanılmaz diktatör , bencil ve egoist bulduğumu da buna eklersek bu kitabı nasıl bitirebildiğime bende şaşırıyorum.
Merhaba !
Yine bir internet alışverişi yaparken denk geldiğim ve isminden dolayı sepete attığım kitapla
buradayım !
293 sayfalık bir kitap , belirtmeliyim ki punktosu düşük.
Jale Demirdöğen'in okuduğum ilk kitabıydı bu. Kitap bir olayın etrafında şekilleniyor ve olayı herkesin bakış açısıyla okuma fırsatı veriyor size.Bu olayı herkes adına anlama açısından güzel okuma açısından bence güzel olmayan bir durum. Hikaye başta gizemli gelse de sonradan kanımca tatmin edici bir sonla bitmedi. Okuyucuyu şaşırtmak istediği yazarın oldukça belli , ama başta çok fazla belli edilen ve garipsenen bir durumu kitabın sonunda belli etmek pek sürpriz etkisi yaratmadı bende.
Kitabın sonu bana göre fazla abartılı bir şekilde bitirilmiş. Sürekli eski sayfalardan paragraf paragraf alıntı yapmak gerçekten beni okurken fazlasıyla sıktı. Micheal Jackson göndermesini kitabın başından sonuna kadar manasız bulduğumu da belirtmek isterim. İnsanların kendi varoluşlarından kaçmak için başkasına tehlikeye atmasını ele alıyorsa eğer kitap - ki bence verilmek istenen mesaj buydu- fazlasıyla saptırıldığını düşünüyorum bu konudan. Ayrıca bir kitapta bir kahramanın , yani en zeki en mükemmel olanın kitabın başından seçilmesi ve diğer karakterlerin onun çok altında tutulması fikrine temelden karşıyım.
Arka kapaktan : Ben mutsuz çocukları görür görmez tanımayı, mutlu çocukları kıskana kıskana öğrendim. İyi babaları ise kötüsüyle yaşaya yaşaya...
Kötü babaların sesleri ateşe hazırlanan silahlar gibidir. Mermiyi silahın yuvasına gönderir gibi öksürürler önce. Şarjörü çevirir gibi tükürürler balgamı yere. Sonra ayak seslerini duyarsın. Ölmeden önce duyduğun son ses onun ağzından dökülen adındır: "Berat!"
Silah patlamıştır. Ölmemişsen, uzunca bir ay yürüyüşüne çıkmışsın ve evde yoksun demektir.
Yeryüzünü reddediyorum, evet! Yeryüzü mutsuz çocuklarla dolu ve ben onların aydaki tanrısıyım!
Bir gün herkes yarım kalan işini bitirecek ve aya her baktığında beni hatırlayacak dünya!
Kitaba puanım : 3/10
Yine bir internet alışverişi yaparken denk geldiğim ve isminden dolayı sepete attığım kitapla
buradayım !
293 sayfalık bir kitap , belirtmeliyim ki punktosu düşük.
Jale Demirdöğen'in okuduğum ilk kitabıydı bu. Kitap bir olayın etrafında şekilleniyor ve olayı herkesin bakış açısıyla okuma fırsatı veriyor size.Bu olayı herkes adına anlama açısından güzel okuma açısından bence güzel olmayan bir durum. Hikaye başta gizemli gelse de sonradan kanımca tatmin edici bir sonla bitmedi. Okuyucuyu şaşırtmak istediği yazarın oldukça belli , ama başta çok fazla belli edilen ve garipsenen bir durumu kitabın sonunda belli etmek pek sürpriz etkisi yaratmadı bende.
Kitabın sonu bana göre fazla abartılı bir şekilde bitirilmiş. Sürekli eski sayfalardan paragraf paragraf alıntı yapmak gerçekten beni okurken fazlasıyla sıktı. Micheal Jackson göndermesini kitabın başından sonuna kadar manasız bulduğumu da belirtmek isterim. İnsanların kendi varoluşlarından kaçmak için başkasına tehlikeye atmasını ele alıyorsa eğer kitap - ki bence verilmek istenen mesaj buydu- fazlasıyla saptırıldığını düşünüyorum bu konudan. Ayrıca bir kitapta bir kahramanın , yani en zeki en mükemmel olanın kitabın başından seçilmesi ve diğer karakterlerin onun çok altında tutulması fikrine temelden karşıyım.
Arka kapaktan : Ben mutsuz çocukları görür görmez tanımayı, mutlu çocukları kıskana kıskana öğrendim. İyi babaları ise kötüsüyle yaşaya yaşaya...
Kötü babaların sesleri ateşe hazırlanan silahlar gibidir. Mermiyi silahın yuvasına gönderir gibi öksürürler önce. Şarjörü çevirir gibi tükürürler balgamı yere. Sonra ayak seslerini duyarsın. Ölmeden önce duyduğun son ses onun ağzından dökülen adındır: "Berat!"
Silah patlamıştır. Ölmemişsen, uzunca bir ay yürüyüşüne çıkmışsın ve evde yoksun demektir.
Yeryüzünü reddediyorum, evet! Yeryüzü mutsuz çocuklarla dolu ve ben onların aydaki tanrısıyım!
Bir gün herkes yarım kalan işini bitirecek ve aya her baktığında beni hatırlayacak dünya!
Kitaba puanım : 3/10


